
Yazar olma tutkusuyla başlayan, iç çekişleri, sancılarla dolu bir dönemi yaşadığına tanık olduğumuz Arturo Bandini sürükleyip götürüyor okuyucuyu da beraberinde." Maya prensesi" Meksikalı Camilla ile tanıştırıyor.. ve aşk... Yazmaya duyduğu aşk, Camilla'ya duyduğu aşk, ve kendine duyduğu aşk.. kavga, ego, kibir, parasızlık, portakallar... Sıradışı bir adam.. Arturo Bandini..
"ARTURO BANDİNİ, NE BALIK NE DE KUŞ."
"kilisenin önündeyim,kerpiç bina yıllarla kararmış.duygusal nedenlerden ötürü içeri gireceğim.sadece duygusal nedenlerden ötürü.lenin'i okumadım ama onun,"din kitlelerin afyonudur," dediğini başkalarından duydum.kilisenin basamaklarında kendi kendime konuşuyorum:evet,kitlelerin afyonu.kendim,ateistim:mesih düşmanı'nı okudum ve önemli bir yapıt olduğunu düşünüyorum. değerlerin değişiminden yanayım ben.kiliseden kurtulmalıyız,kilise aptalların,ahmakların,cibilliyetsizlerin ve şarlatanların sığınağıdır.ağır kapıyı çektim,ağlar gibi inledi. mihrabın üzerinden süzülen o kan kırmızı ebedi ışık iki bin yıllık sessizliği kızıl gölgelerle aydınlatıyordu.ölüm gibiydi,ama vaftiz törenlerinde feryat
figan bebekler de anımsıyordum.diz çöktüm.alışkanlık.oturdum.diz çökmek daha iyi.dizlerimde hissedeceğim acı bu korkunç sessizliğe katlanmamı kolaylaştırır belki.bir dua.neden olmasın,tek bir dua:duygusal nedenlerden ötürü.tanrım,artık bir ateist olduğum için beni bağışla,ama nietzsche'yi okudun mu?ne kitap! ulu tanrım,sana karşı dürüst olacağım.bir teklifte bulunacağım sana. BENDEN BÜYÜK BİR YAZAR YARAT, kiliseye döneyim. ve lütfen tanrım,bir ricam daha olacak:annemi mutlu kıl. ihtiyar o kadar önemli değil,onun şarabı var ve sıhhati yerinde,ama annem her şeye kaygılanır.amin"
"Uzun parmaklarını aç ve yorgun ruhumu geri ver. ağzınla öp beni çünkü açım ekmeğe. burun deliklerime yitik kentlerin kokusunu üfle ve ellerim unutulmuş bir güney sahilini andıran beyaz gerdanında, ölmeme izin ver. şu uykusuz gözlerimdeki özlemi al ve bir güz tarlasında uçuşan kırlangıçları besle onunla çünkü seni seviyorum, ve adın dönmeyen sevgilisi için son nefesini verirken gülümseyen cesur prensesin adı kadar kutsal.."
"Bazen öyle bir mutluluk dalgası kaplıyordu ki içimi, ışıklarımı söndürüp ağlıyordum ve içimi tuhaf bir ölüm arzusu kaplıyordu. İşte böyle yazıyordu romanını Bandini."
"O anda içimde iyilik adına ne varsa yüreğimde titredi; varoluşumun belirsiz ve derin anlamında umduğum herşey. Burda doğanın büyük kentte kayıtsız suskunluğu vardı; bu sokakların arkasında kenditn ölmesini, kenti bir kez daha ebedi tozla kaplamayı bekleyen bir çöl vardı. "
"'Kim vurdu sana? diye sordum ve 'Trafik kazası' dedin ve ben ' Öbür arabayı Sammy mi kullanıyordu?' diye sordum ve sen ağladın, sarhoş ve yüreğin yaralı ve ben arzu endişesi taşımadan sana dokunabildim."
""peki, ne yapmalıyım? ağzımı gökyüzüne doğru kaldırıp korkak dilimle bir şeyler mi gevelesem? göğsümü açıp yumruklayarak isa'nın dikkatini mi çekmeye çalışsam?ama örtünüp yola devam etmek daha iyi ve mantıklı olmaz mıydı? şaşkınlıklar olacaktı şüphesiz, açlık çekecektim; kurumuş dudaklarımı tatlandırmak için yanaklarımdan süzülüp minik kuşlar gibi beni teselli etmeye çalışan gözyaşlarımdan başka hiçbir şeyimin olmadığı bir kıza duyulan aşka benzer bir güzellik olacaktı. biraz da kahkaha, zaptedilmiş kahkahalar ve geceleyin sessiz bir bekleyiş, geceye duyulan yumuşak korku, ölümün meydan okuyan öpüşüne duyulan korkuya benzer bir korku. ve gece çökecekti ve gençliğimin tez canlılığı ile terkettiğim kaptanlarım denizimin kıyılarından alınmış yağlar süreceklerdi hislerime... ama bağışlanacaktım, bu ve başka şeyler için, reva rivken için, voltaire'in aralıksız çarpan kanatları için, durup o büyüleyici kuşu dinlediğim için. deniz kıyısındaki yurduma döndüğümde her şey için bağışlanacaktım"